Günlük / Diary
Gençlerin Önü Ne Kadar Açık?

18 Ağustos tarihinde Bloomberg HT TV Kanalı’nda Yaprak Özer’in Başarı Hikâyeleri isimli programı izledim. Konuk Prof. Dr. Mehmet Toner’di. Aslında defalarca izlenmeye değer bir program. Toner’in başarı hikâyesi gerçekten dinlenmeye değer. Ancak programın sonunda öyle bir konuya değindi ki anlatamam.

Her yıl ülkemiz üniversitelerinden sayısı yüz binlerle ifade edilebilecek sayıda genç mezun oluyor. Bu gençler muhtelif işlere başvuruyor. Ne var ki birçoğu muhtelif –gereksiz kriterlere takılarak sınava, mülakata vb girme hakkını elde edemiyor. Örneğin bir kurum sınav açıyor ve diyor ki ben sadece şu fakülte ya da bölümlerden öğrenciyi sınava kabul ederim. Eskiden birçok kurum belli üniversitelerin adını vererek işe eleman alım ilânında “…tercihan şu üniversiteden mezun olmuş olması” diye ibare koyardı.

Aslında durum bugün itibarıyla çok farklı değil, hatta daha da kötüye gidiyor diyebiliriz. Bir yandan tersine beyin göçü sloganıyla yola çıkarken diğer yandan eldekilerin önünü kapatıyoruz. Uç bir örnek vereyim; diyelim tıp fakültesi mezunusunuz ve uçak mühendisliğinde yüksek lisans yapmak istiyorsunuz. Müracaat bile edemezsiniz, zira uçak mühendisliği mezunu değilsiniz. Peki, bu kişinin sınava kabul edilmesinin sakıncası nedir? Böyle bir talebi reddedenler ya da reddedilmesi fikrinde olanlar lütfen bana yazsınlar, gerekçelerini yine bu sayfalardan yayınlayacağım. Ancak karşı tezimi de ileri süreceğim. Mesele gençlerin önünü açmak mı, kapatmak mı?

Bana yazmadan önce dilerseniz aşağıdaki satırları okuyun. TV programında Sayın Toner’in ağzından çıkanlar kelimesi kelimesine aşağıda (konuşmayı deşifre eden Tezer Yelkenci’ye teşekkürler). Ayrıca programın tamamına tvarsivi.com  sitesinden ulaşabilirsiniz. Lütfen bu yazıyı mümkün olabildiğince dostlarınıza, büyüklerinize ulaştırın. Milim milim kriter tanımlamak yerine sınav kapısını herkese açsınlar. Sınav için makul bir ücret bile alsınlar. Yeter ki kapıları bu gençlere daha hayatlarının baharında kapatmayalım. Aksi takdirde yetmiş milyonluk bir ülke olmamıza rağmen tersine beyin göçü masalıyla el âlemi kendimize daha çoook güldürürüz.

~ Bloomberg HT TV – Başarı Hikayeleri Programı – 18/08/2012 ~

Bir gün Teknik Üniversite’de üç sene evvel bir konuşma verdim. Biri kalktı “hocam dedi ne kadar güzel şeyler yapıyorsunuz biz bunu niye Türkiye’de yapamıyoruz”. Ben dedim ki “bunların hepsi, benim bu o yaptığım çiplerin hepsi Türkiye’de yapılır; o problem değil”. Ama dedim, bakın dedim, “ben Teknik Üniversite’de makine okudum Harvard Tıp Fakültesi’nin Massachusetts Genel Hastanesi’nde cerrahi profesörüyüm, cerrah diyelim”. “Teknik Üniversite’denim, Türküm, Müslüman’ım dedim siz bana bir tane Teknik Üniversite’den mezun olmuş İstanbul Üniversitesi’nde profesör olarak kimse gösterebilir misiniz” dedim. Gençlerin önüne çok engel çıkarıyoruz mevzuatlarla. Gençlerin önünü açarsak. Bugün Avrupa’nın en genç ülkelerinden biriyiz, bu ülke patlar. Zaten patlayıp gidiyor, patlar gider. Benim en büyük tavsiyem o gençlerin önünü açın.

Leave a Reply